150 g mat kuşe, krem ton
Sayfa kalın, kenarları köreltilmiş. Küçük parmaklar çevirirken yırtmıyor; üzerine uyusalar bile katlanmıyor.
Bir akşam yeğenim Defne'ye masal okuyordum. Kitaptaki çocuğun adı Ayşe'ydi, saçı sarıydı, gözü maviydi. Yeğenimin saçı simsiyah. Yarı şaka, "bu kitap benim değil ki" dedi.
O cümle aklımdan çıkmadı. Masalmint, çocuğa "bu kitap senin" diyebilmek için kuruldu. Adı içeride geçsin, saçı kapakta doğru renkte çizilsin, en sevdiği şey hikâyenin tam ortasında olsun istedik.
Aceleye gelmez. Bir yazar, bir editör, bir çizer, bir de pediatri danışmanımız her sayfayı tek tek okur; sonra matbaa, sonra cilt, sonra kapı zili. Çünkü çocuğa yazılan kitap, çocuğa yazılmış gibi durmalı.
Türkçeyi seven, kısa cümle çıkarmayı bilen bir yazar grubu, her temaya bir iskelet metin hazırlar. İskelet, sipariş gelince o çocuğa göre yeniden örülür. Şablon değildir; her hikâye bir ismin etrafında tekrar düşülür.
Editörümüz cümleleri tartar; "çocuk Türkçesi başka bir titizliktir" der. Akşam yorgun bir annenin nefes alacağı yere virgül koyar, sessizlik isteyen sayfaya kısa cümle yazdırır.
Karakterler önce defterde başlar. Çocuğunuzun saç tonu, göz rengi, gözlüğü, gamzesi, hepsi paletten seçilir. Kapağa adını el yazısıyla düşürür; iki kere kontrol eder, sonra mürekkebe geçirir.
Pediatri danışmanımız her temayı tek tek okur. 3-5 yaş bandında ölüm, ayrılık, korku imgesi süzülür; 6-9 yaş bandında biraz daha gerilim olabilir ama kabus eşiği vardır. Hiçbir kitap onun okumadan basıma gitmez.
Premium baskı, çocuk eline göre düşünülmüş.
Sayfa kalın, kenarları köreltilmiş. Küçük parmaklar çevirirken yırtmıyor; üzerine uyusalar bile katlanmıyor.
Sırt dikişli, kapak sert. Mat selefon, kahve dökülünce silinir. 50 kere açılınca sırtı çatlamaz.
Üç kitap, krem ipek astar, el yazısı kart. Doğum günü, vaftiz, anneanneden torununa armağan olarak.
İstanbul'dan Trabzon'a, anneanneden babaya, akşam başucunda yaşananlar. Her bir mektup gerçek bir aileden.
Kapaktaki Defne yazısını gördüğünde donup kaldı, sonra da "anne bu gerçekten benim mi" diye sordu. O gece kitabı yastığının altına koyup uyudu. Sayfaların kokusu bile başka, bayağı el yapımı bir his var. Beş gündür her akşam aynı masalı okutuyor, ezberledim valla.
Hiçbir sebep yokken aldım, içime doğdu. Poyraz kitabı açtığında "benim adım burda yazıyor anne" dedi ve gözleri doldu. Ben de doldum. Bu kadarını beklemiyordum yani.
Bu sene Anneler Günü'nde kendime hediye almak istedim, ama hediye Ela'ya gitti aslında. Kutuyu açınca ikimiz birden "aaa" dedik, o ciltli kapak gerçekten görsellerdeki gibi çıkıyor. Akşam okurken kızım "anne bu hep bizimle kalacak mı" diye sordu, ben de "torunlarına bile okuyacaksın" dedim.
Mira artık 7 yaşında ve "bebek hediyesi istemem" diyor maalesef. Ama bu kitabı görünce sustu. Üç gündür çantasında taşıyor, okula bile götürüyor. Kız büyüyor diye üzülüyordum, bu kitap o duyguyu biraz dindirdi sanki, çocukluğunu kapağa basılmış gibi tutuyor.
Babalar Günü'nde hediye genelde bana gelir, ben bu sene tersine çevirdim. Akşamları kızıma kitap okumak benim ritüelim ve bu kitabı seçtim, içinde Mavi'nin adı geçince ikimiz birden gülümsedik. Klasik masal kitabı değil bu, daha sıcak bir şey.
Daha tam okuma yaşı değil ama ben okudum, o resimlere baktı. Yine de adını duyduğunda yüzündeki ifade vardı ya, onu anlatamam. Kâğıdı bayağı kalın, yırtmadı çok şükür. Üç yaşında bir çocuk için bile kıymetli, yani büyüdükçe daha çok sevecek.